eden Online Terapi,Destek,Danışmanlık,Psikolog,Pedagog,Psikiyatrist, Uzman ?


31/7/2008 ·

eden Online Terapi,Destek,Danışmanlık,Psikolog,Pedagog,Psikiyatrist, Uzman ?

Günümüz dünyası ve Türkiye'sinde bireysel iş yoğunluğu ve çalışma stresi hızla artış göstermektedir. Yoğun, hızlı ve tempolu olan çalışma koşulları teknolojik gelişimleri kullanmayı ve yaşantımızın vazgeçilmez bir parçası yapmayı zorunlu kılmıştır.

Yoğun çalışma temposu içinde tüm zamanını ve hayatını iş ortamında yaşamak zorunda kalan ve sağlık sorunlarının çözümünü erteleyen bireylerin internet imkanlarından faydalanarak sağlık problemlerine çözüm ve cevap bulmaları büyük bir kolaylık ve yaşamsal bir ihtiyaç durumuna gelmiştir. Çalışmış oldukları işletmelerde telefon ile görüşmeye imkan bulamayan kişilerin adeta 24 saat internet kullanıyor olmaları internetin çok daha büyük potansiyellere sahip olmasını sağlamıştır.

Not: Eğer Mümkünse tabii ki yüzyüze görüşmek daha faydalı.
7-24 PSIKOLOJIK-PEDAGOJIK DANIŞMANLIK, KİŞİSEL

GELİŞİM ve EĞİTİM HİZMETLERİ
Rıhtım cad. Tayyareci Sami sok. Çamkök İşhanı No:8

KADIKÖY

05057675885-05333738123-02163476003
www.ekremculfa.com
Assoc. Prof. Dr. Ekrem Çulfa
MSN: ekremculfa@hotmail.com
www.ozelpedagog.com

Yorum (0)

Mutsuz başlayan bir evlilik nasıl düzelir?


30/7/2008 ·

Mutsuz başlayan bir evlilik nasıl düzelir?

Böyle bir eş ve evlilik hayal etmemiştiniz. Ailenizin, arkadaşlarınızın etkisinde ya da bunalımlı bir zamanınızda karar verdiniz.

Ama hayal kırıklığına uğradınız. "Hiç hayal etmediğim bir insanla hayal bile edemeyeceğim bir evlilik yaptım?" diye pişmanlık duyuyorsunuz. Başkaları evlilikle gül bahçesine girerken; kendinizi yıkılan hayallerinizin enkazı altında kalmış gibi hissediyorsunuz. "Keşke, keşke" deyip duruyorsunuz.
Ya da severek evlendiniz; ama evlendikten sonra hiçbir şey istediğiniz gibi olmadı.
Peki ne düşünüyorsunuz? Başlamadan bitirmeyi mi?
O kadar kolay mı bir insanın dünyasına girdikten sonra onu yüzüstü bırakıp kaçmak?
Evlilik evcilik değil ki, "ben bu oyunu beğenmedim" deyip çekip gidesiniz? Öyleyse ne yapmalısınız?
Önce bütün gücünüzü toplayarak o enkazın altından kalkmaya çalışın. Şayet "ben bu enkazın altından kalkamam" der umudunuzu yitirirseniz, orada öylece çürür gidersiniz. Unutmayın bazen enkazlar altından defineler çıkar. Gül bahçeleri ise bir hazanda solup gider. Belki enkaz kabul ettiğiniz evliliğinizin altında büyük bir mutluluk definesi gizlidir. Beyninizi o defineyi bulmak için çalıştırın.
Eee, ne de olsa define bulmak o kadar da kolay değil. Yorulacak, acı çekecek, üzülecek ve gözyaşı dökeceksiniz. Ama defineyi bulduktan sonra da ömür boyu mutlu olacaksınız. Hiçbir şey kolay değil ki!
"Neden bunca zahmete katlanayım derseniz?" Hayatta hiçbir şey kolay elde edilmiyor. Tepesinde yakıcı yaz sıcağını hissetmeyen meyve, olgunlaşmıyor. Sınav sıkıntısını çekmeyen öğrenci başarı belgesini eline alamıyor.
Ama ekser insanlar, "hayatta yüzüm bir kez bile gülmedi, bundan sonra da güleceğini sanmıyorum" diyerek ümidini yitiriyor. Olayları gözünde büyütüp, hayatla olan bağlarını koparıyor. Eşinin her hareketini ters görüyor.
Oysa "ben bu evlilikte mutlu olacağım, kötü giden şeyleri azim ve irademle düzelteceğim" diyenler mutluluğu yakalıyor. Nitekim, tarih ümit ve azimle çalışanların başarı öyküleriyle doludur. Meselâ dünyanın en ünlü konuşmacısı Cicero kekeme olduğu, Einstein 9 yaşına kadar konuşamadığı ve ailesinin onu özürlü sandığı, başarısız olduğu için okuldan atıldığı, Beethoven'in ise 9. Senfoni'yi sağırlık döneminde bestelediği, Edison'un iki bininci deneyinde bile vazgeçmeyip, durmadan çalışmak yüzünden gözleri yanıp dayanılmaz sancılar çekerek sonunda başardığı söylenir.

Bu arada dilek tutmayı da unutmamak gerekiyor. 30 yıl boyunca dilek tutmanın gücünü araştıran Harvardlı bilim adamı Dr. Herbert Benson, bütün dilek tutma biçimlerinin stresi yatıştırdığını, bedeni sakinleştirdiğini ve şifalı gevşeme tepkisi uyandırdığını söylüyor. Eşinizle oturun ve yüreğinizi ve gönlünüzü açın, birbiriniz için sesli dilek tutun ve pozitif cümleler kurun. Dilek tutmak istediğinizden emin değil misiniz? O zaman bunun yerine sahip olduğunuz nimetleri saymayı deneyin. Her gün başınıza gelen üç iyi (büyük ya da küçük) şeyi yazın ve bu iyi şey neden gerçekleşti, diye sorun. 3 ay sonra ciddi derecede daha mutlu hale geldiğinizi göreceksiniz.
Sonuç olarak daha fazla bilgi, uygulama ve doğru çözüm için mutlaka bir pedagog veya psikologtan destek alınız.

Kaynaklar

Yorum (1)

Çocuğumu Pedagoğa Götürmeli miyim? Dr. Ekrem Çulfa


30/7/2008 ·

Çocuğumu Pedagoğa Götürmeli miyim? Dr. Ekrem Çulfa

Çocuğumu Pedagoğa Götürmeli miyim? www.ekremculfa.com
Son zamanlarda toplum tarafında Pedagoji ve Psikolojiye olan ilgi ve merak artmaya başlasa da halen bir Pedagoğa gitmek tabu halini tam olarak aşabilmiş değil. Kimi zamanlarda kendi kendimize tanı koyma eğilimi sergileyerek, kendimizce “normal olmayan” ya da “norma uymayan” davranışlarımızı bir kalıba koyarak rahatlama yaşıyoruz beklide. Çok sık karşılaşmaktayım –“acaba ben depresyonda mıyım” –“obsesifim sanırım” –“şizofren gibi paranoyalar geliştirmeye başladım” gibi gibi çoğaltılabilir bu örnekler. Bir yandan kendimizi yaftalayarak rahatlama eğilimi sergiliyoruz fakat diğer yandan kendimiz yada sevdiğimiz bir yakınımız ile ilgili ciddi sıkıntılar mevcut olduğunda ise bir Pedagoğa ya da ruh sağlığı uzmanına gitmekte hep bir çekinceme yaşıyoruz.

Özellikle çocuklar mevzu bahis olduğunda ortada bir sorun olduğu sinyali varsa anne- babalar sorunu çözmek adına çok fazla düşünebiliyor, kendilerince çeşitli yöntemler deniyor, en son çare olarak bir Pedagoğa götürmeyi düşüyor. Fakat bazı zamanlar siz Psikologa veya Pedagoğa götürmeye karar verene kadar sorun iyice büyüyebiliyor, buda çözüme ulaşmayı güçleştiriyor.

Pek çok aile çocuğun temel eğitimi olan İlköğretim için büyük bütçeler ayırıyor ve harcıyor. Fakat asıl en temel gelişim olan 0-6 yaş dönemindeki gelişim ve eğitimleri için herhangi bir danışmanlık ya da eğitim alması gerektiğinin önemini kavrayamıyor. Aslına kişilik gelişiminin çok büyük bir kısmı okul öncesi dönem olan 0-6 yaş döneminde gerçekleşiyor. Bu dönemin önemini lütfen göz ardı etmeyelim. Aşağıda çocuğunuz için ne gibi durumlarda bir Pedagoğa danışmanız gerektiği sıralanmıştır.

1.Çocuğunuzun Gelişim Kontrolü:

Çocuğunuzu Pedagoğa götürmek için illaki bir davranış problemi, gelişimsel gerilik yada bir hastalık gözlemlemeniz gerekmez. Nasıl ki 0-6 yaş döneminde çocuğunuzun fiziksel gelişim kontrolü yahut bir gribal enfeksiyonu için götürüyorsanız çocuğunuzun bilişsel, zihinsel, psiko-motor, sosyal ve duygusal gelişimi içinde bir Pedagoğa gelişim testlerini yaptırmalısınız.

Gelişim testlerine Psikologun da onayını aldığınız takdirde ebeveyn olarak sizde katılabilir ve çocuğunuzun performansını izleyebilirsiniz. Bu değerlendirmeler sonucunda çocuğunuzun geriden takip eden alanlarını, bu alanları desteklemek için neler yapabileceğinizi, ne tür oyun ve oyuncakların daha işlevsel olacağını öğrenebilirsiniz. Bu değerlendirmeler size ve çocuğunuza neler kazandırır:

  • Sizin erken zamanda fark etmeninizin güç olduğu (örneğin dil gelişimi ve konuşma) gerilikleri bu testler sayesinde erkenden fark edebilir ve Pedagoğunuz tarafından size önerilen destekleyici egzersizlere ağırlık verirsiniz böylece sorun daha gündeme gelmeden çözülmüş olur
  • Çocuğunuzun zayıf ve güçlü yanlarını farkeder, olumlu eğilimlerini ve bunları geliştirme yollarını öğrenirsiniz.
  • Çocuğunuzla sağlıklı iletişim kurmayı öğrenirsiniz.
  • Farkında olmadan yaptığınız hataları görme ve bunları düzeltme olanağı bulursunuz.
  • Yaşına göre hengi oyun ve oyuncakları tercih etmeniz gerektiğini öğrenirsiniz.
  • Çocuğunuzun içinde bulunduğu yaş dönemine göre olan gelişim özelliklerini öğrenir ve buna hazırlıklı olursunuz. Tuvalet eğitimi, küçük çiş kontrolü ve kaka kontrolü dönemlerini bilir ve buna göre hazırlık yapabilirsiniz.
  • İleride ortaya çıkabilme potansiyeli bulunan uyum sorunları, davranış problemlerini hızla fark edebilir ve önlem alarak tedaviye başlayabilirsiniz.

2. Davranış ve uyum Sorunları, Engellilik, Hastalık Durumları:

Çocukluk döneminde ortaya çıkan Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, Otizm, Down Sendromu, Zeka Geriliği gibi anomalilerde mutlaka bir Pedagogtan yardım alınmalıdır. Ayrıca yine çocukluk çağında gözlemlenebilen dürtü kontrol bozukluları, çalma davranışı, saldırganlık, inatlaşma tuvalet eğitimi sorunları gibi durumlarda da bir Pedagoğa danışılmalıdır. Her zaman düşülen hata; ailelerin özellikle davranış problemlerinde çocukların sorun olarak gördükleri davranışlarını yok etmeye çalışmaktır. Burada asıl önemli olan ortaya çıkan sorunlu davranıştan ziyade bu davranışın neden çıktığıdır. Eğer nedenini anlayamazsak biz sorunlu davranışı ortadan kaldırdığımızı düşünsekte o davranış ileride kendiliğinden geri gelebilir yada farklı bir semptoma dönüşebilir. Sıklıkla karşılaşılan ve Pedagog ve Psikolog desteği gereken davranış problemleri aşağıda sıralanmıştır.

  • Parmak emme
  • Tırnak yeme
  • Öfke ve saldırganlık
  • Altını ıslatma
  • Dışkı kontrol problemi
  • Kekemelik
  • Yalan söyleme
  • Çalma
  • Kardeş kıskançlığı
  • Mastürbasyon yada diğer cinsel sorunlar
  • Yeme ve uyku problemleri
  • Aşırı inatlaşma
  • Fobiler
  • Kaygı ve korku problemleri

3. Aile ile ilgili sorunlar ve Yaşamsal Değişiklikler

Özellikle boşanma ya da ayrı yaşamaya başlama günümüzde ebeveynler arasında sık yaşanan bir durum. Bu gibi yaşamsal değişimlere çocuğun mutlaka hazırlanması gerekir. Bunun içinde bir uzman lazımdır. Aile bireylerinden birinin ölümü, ev ya da okul değiştirme, yeni bir kardeşin dünyaya gelmesi, annenin çocuktan ayrılarak işe başlaması, okula başlama, kreşe başlama gibi olaylar çocuklar için önemli ölçüde duygusal süreçlerdir. Bu değişimlerden önce bir Pedagoğa başvurarak çocuğunu bu değişime hazır olup olmadığı, hazır değilse bu durumuna uyum süreci ve anlatılma biçimi ile ilgili destek alınmalıdır. Özellikle ebeveyn boşanmalarında ve yeni kardeşin dünyaya gelmesi sürecinde kerdeş kıskançlığın önüne geçmek ve çocuk ile yeni doğanın olumlu iletişimine ortam hazırlamak açısından birkaç seans mutlaka gereklidir

Yorum (1)